2010-12-19

Ayasofya bir Osmanlı külliyesidir

Ayasofya bir Osmanlı külliyesidir


Ayasofya, fetihten sonra çevresine yapılan eserlerle bir Osmanlı külliyesi olmuştur.

Ayasofya'ya gelip, ayin yapmak isteyenler buranın kilise olduğunu öne sürerek ortalığı karıştırıyorlar. Ancak İstanbul 557 yıl önce fethedildikten sonra Ayasofya camiye çevrildi ve çevresine yapılan eserlerle kilise vasfını kaybedip, bir Osmanlı külliyesi oldu.

AYASOFYA'NIN KUBBESİNDE ŞİİR OKUYAN PADİŞAH

29 Mayıs 1453 sabahı Osmanlı ordusu şehre saldırırken, İstanbul halkı meleklerin ve azizlerin koruyuculuğuna kendilerini teslim etmişlerdi.Ayasofya'ya doluşan halk eski bir kehanetin gerçekleşmesini bekliyordu. Düşman buraya geldiğinde karşısında melekleri bulacak, onlar da kılıçlarını çekerek kâfirleri cehenneme göndereceklerdi. Ancak Türkler İstanbul'a girdiğinde ne gelen oldu ne de Türkler'in Hagia Sophia Kilisesi'ni camiye çevirmesini engelleyecek bir hadise.

Şehir tam olarak Osmanlılar'ın eline geçince artık Fatih unvanını kazananİkinci Mehmed şehre yeniçerileri ve vezirleriyle birlikte girdi. Kafile şehrin sokaklarından geçerek, Ayasofya'ya geldi. Burada atından inen genç hükümdar, yerden aldığı bir avuç toprağı kavuğunun üzerine serpti. Bu hareketi ile Allah'a sığındığını belirtiyordu. Ayasofya'ya girdi.

Kilisenin içerisinde korku ile bekleşen Bizanslılar padişahı karşılarında görünce ağlayarak yerlere kapandılar. Fatih, susmalarını söyledikten sonra karşısındaki papaza "Ayağa kalk. Ben Sultan Mehmed sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki bugünden itibaren artık ne hayatınız ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız" dedi. Ardından halkın emniyet içerisinde evlerine götürülmelerini istedi.

Fatih, Ayasofya içerisinde bir müddet sessizce bekledi. Belki de bu zafer için şükrediyordu. Bu sırada bir askerin kilisenin mermerlerini sökmeye çalıştığını gördü. Askere kızarak bunların ganimet olmadığını söyledi. Bu yapılar padişahındı.

Fatih, daha sonra kilisenin camiye dönüştürülmesini emretti. Ulemadan birisi ezan okudu. Fatih, namaz kıldıktan sonra bu zaferi için dua edip, Allah'a şükretti. Daha sonra Ayasofya'nın kubbesine çıktı ve yanındakiler padişahın şu mısraları söylediğini duydular: "İmparatorun sarayında örümcek perdedârlık ediyor, Efrasiyab'ın kulelerinde baykuş nevbet vuruyor."

MİMAR SİNAN AYASOFYA'YI ÇÖKMEKTEN KURTARDI

Fatih, Ayasofya'yı camiye çevirdikten sonra bir minare ve medrese yaptırdı. Külliyenin ihtiyacı için bir vakıf kurdu. Kanuni döneminde caminin karşısına bir hamam yaptırıldı. İkinci Bayezid zamanında Kanuni'nin oğlu İkinci Selim zamanında Ayasofya elden geçti. Çevresindeki evler ortadan kaldırıldı. Mimar Sinan caminin çökmesini önlemek için payandalar yaptı. İkinci Selim ve Üçüncü Murad zamanında yaptırılan minarelerle Ayasofya dört minareli bir cami oldu. İkinci Selim, Üçüncü Murad, Üçüncü Mehmed ve şehzadeler için Ayasofya'nın bahçesine türbeler yaptırıldı. Çok uzun süredir kapalı bulunan bu türbeler Ayasofya müzesi başkanı olan ve Türkiye'nin en önemli kültür tarihçilerinden Doç. Dr. Haluk Dursun'un gayretleriyle kısa bir süre önce açıldı.

Birinci Mahmud zamanında camiye güzel bir kütüphane yaptırıldı. Yine aynı dönemde avluya çok güzel bir şadırvan, imarethane ile sıbyan mektebi yaptırıldı. 17. ve 18. yüzyıllarda Ayasofya'nın etrafına sebiller inşa edildi. Fetihten itibaren caminin içi çini ve levhalarla süslenmeye devam edildi.

Cami birçok padişah döneminde tamirden geçti. Sultan Abdülmecid döneminde mimar Fossati çağrılarak kapsamlı bir tamirat yaptırıldı. Fossati bir muvakkithane, kasr-ı hümayun ve hünkâr mahfili inşa etti.

Ayasofya 24 Ekim 1934'te bir kararname ile camilikten çıkarılıp Müzeler Genel Müdürlüğü'ne bağlandı. Fatih tarafından inşa ettirilen ancak sonraki dönemlerde yeniden yaptırılan medresenin 1934'te yıktırılması Ayasofya'nın bir Osmanlı külliyesi olduğuna vurulan ilk darbeydi. Senelerden beri yaptırılacağı söylenen medresenin yeniden inşa ettirilmesi gerekir. Müze yapıldıktan sonra Ayasofya'nın içerisinde bulunan ve camiye ait olan çeşitli eşya ile halılar ve levhalar da kaldırıldı. Rivayete göre büyük levhalar kapılardan dışarı çıkarılamadığı için mecburiyetten tekrar yerlerine asıldı.

FETHİN SEMBOLÜ

İstanbul'un fethinden sonra şehrin en büyük mabedi olan Hagia Sophia Kilisesi Fatih Sultan Mehmed tarafından Ayasofya adıyla fethin sembolü olarak camiye çevrildi. İkinci Bayezid döneminde Sergios ve Bakhos Kilisesi camiye dönüştürülünce Küçük Ayasofya diye zikredildi. Bunun üzerine Ayasofya, Ayasofya-i Kebir Camii, yani Büyük Ayasofya Camii olarak anılırdı.

Daha sonraki tarihlerde de fethedilen diğer şehirlerde ki kiliseler camiye çevrildiklerinde en bü yüğü Ayasofya adıyla anılmaya başlandı. Bu camilerin bir kısmı kiliseyken Hagia Sophia diye anılırken, bir kısmına da Türkler tarafından fethe işaret olması için bu isim yakıştırılmıştı.

Osmanlı döneminde Ayasofya adını taşıyan birçok cami vardı. Yunanistan Benefşe ve Selanik'te, Makedonya Ohri'de, Bulgaristan Sofya'da, Kıbrıs Lefkoşa'da, Edirne Kaleiçi'nde, Edirne'nin Enez İlçesi'nde, İznik'te, Trabzon'da, Kırklareli'nin Vize ilçesinde Ayasofya adını taşıyan camiler vardı.

Erhan Afyoncu
(Bugün, 19.09.2010)

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar