2010-12-19

İlmin Şerefi

İlmin Şerefi


Osmanlı âlimlerinin büyüklerinden ve Fatih Sultan Mehmed'in hocası olan Hocazâde'nin babası, büyük servet sahibi bir tüccar idi. Ailesi ve çocukları son derece bolluk ve refah içindeydi. Hocazâde, babasının mesleğini değil de ilim öğrenmeyi tercih edince, babasının gözünden düştü. Diğer evlâtlarına bol para verirken, Hocazâde'ye günde bir akçe verirdi.

Bu sebeple küçük Mustafa sıkıntı ve yokluk içinde ilim tahsiline devam etti. Kitap alacak parası olmadığından derslerini en ucuz kâğıtlara kendi eliyle yazıp çalıştı. Elbiseleri yamalı, fakat kendisi güzel huylu ve olgundu.

Birgün babası ve kardeşleriyle birlikte Emir Sultan'ın (k.s.) talebesi Şemsüddîn Efendi'nin konağına gitmişlerdi. Şeyh hazretleri; "Bunlar kimlerdir?" diye sorunca, babası; "Oğullarımdır." dedi. İyi giyimli çocukların yanında sefil giyimli ve mahzun Mustafa'ya bakarak; "Ya bu kimdir?" diye sordu. Babası; "O da oğlumdur." cevâbını verince, şeyh hazretleri: "Neden çocuklarına adaletli davranmıyorsun?" diye sordu. Babası; "Bu benim ticarî işlerimi tercih etmiyor, okuyor. Onu gözden çıkardım." diye cevaplandırdı.

Şemsüddîn Efendi, çocuğun yaptığı doğru, senin yaptığın yanlış diye nasihatler ettiyse de fayda etmedi. Onlar giderken Mustafa'yı çağırıp yüreğindeki kırgınlıkları giderdi ve; "Bu hâline bakıp sakın ilim yolundan ayrılma, doğrusu senin yaptığındır. Babanın düşüncesi doğru değildir. İlmin şerefi seni öyle mertebeye çıkaracak ki, baban şaşıracak, kardeşlerin de kapında hizmetine duracaklardır." diye tesellî etti. Bu nasihatlerle okuma ve ilim öğrenme aşkı artan Mustafa, okudu ve Fâtih Sultan Mehmed'in hocası oldu. Sultan onu Edirne'ye kazasker tâyin etti.

Hocazâde'nin babasına oğlunun kazasker olduğu haberi ulaşınca inanamadı. Diğer oğullarıyla birlikte ziyaret etmek için, Bursa'dan yola çıktı. Babasının gelmekte olduğunu duyan Hocazâde, babasını âlimlerden ve Edirne eşrafından bir toplulukla karşıladı. Babası oğlundan kusurlarının affını isteyince; "Siz öyle yapmasaydınız, biz böyle olmazdık." diyerek, babasının gönlünü hoş etti. Babası için çok güzel bir ziyafet hazırladı. Ziyafet sofrasına babasıyla beraber oturdu. Diğer ileri gelenler ve âlimler rütbelerine göre oturunca, kardeşlerine sofrada yer kalmayıp ayakta kaktılar. Hocazâde bu hâli görünce Velî Şemsüddîn Efendi'nin sözlerini hatırladı ve Allah (c.c.j'ye şükretti.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar