2010-12-19

Malazgirt ruhuna sahip olmak

Malazgirt ruhuna sahip olmak


Dinî inanç ve metkûre birliği, gerçek manâsıyla temin edildiği takdirde, ne muazzam zaferlerin kazanılabileceği, ne muhteşem muvaffâkiyetlerin hâsıl olacağı (başarıların meydana geleceği) ve ne müthiş neticelerin vücuda gelebileceğini apaçık gösteren tarihî hâdiselerden birisi de, Malazgirt Meydan Muhârebesi'dir.

Bu muharebe, islâm âleminin kaderiyle yakından alâkalı idi. Ya kazanıp Bizans'ın kolu kanadı kırılacak... islâm ülkeleri üzerinde beslediği kötü emeller önlenecek... Batı'ya açılış kapısı olan Anadolu'nun fethi tamamlanacak... Yahut da, bunun tersi olacaktı. İslâm âlemi, husûsiyle(özellikle) Sultan Alparslan (rh.), bu hayatî mes'elenin farkında ve şuurunda idi.

Bilindiği üzere Bizans ordusu, İslâm ordusundan asker sayısı ve harp malzemesi bakımından çok fazlaydı. Bu durumdan Sultan Alparslan endişe duymuyor değildi. Fakat, teselli bulduğu bir nokta vardı: Gerek askerleri, gerek kumandanları aynı maksat ve gaye etrafında birbirine sımsıkı kenetlenmişlerdi. Hepsinin de bağlandığı mefkure birdi: "İ'lâ'-yı kelimetullah için cihâd edip, Allah yolunda şehid veya gazi olmak."
Üstelik arkalarında topyekün İslâm âleminin maddî ve manevî desteği de vardı. Maksat; Allah'ın ismini yüceltmek, nûr-i İlâhî'yi cihâna yaymak ve O'nun rızâsını kazanmaktı... Yoksa, Anadolu'yu istilâ edip toprak kazanmak ve ganîmet elde etmek değildi. Ve hele şan şöhret için, kuru bir kahramanlık için hiç değildi ve olamazdı. Çünkü, niyetleri ve inançları buna mâni idi.

işte Malazgirt Meydan Muharebesi bu inanç, bu ruh ve bu manevî yardımlarla kazanılmış; Müslüman-Türkler'e Anadolu'yu vatan yapacak olan fetihlerin anahtarı hükmündeki bu muhteşem zafer, böyle destanlaşmıştır.

Malazgirt ruhuna sahip nesiller yetiştirmeye gayret edelim. Yoksa, bütün bu anlattıklarımız ve anlatılanlar, asırlar öncesinde kazanılmış bir zaferle övünüp avunmaktan başka neye yarar?..

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar