2010-12-19

Medya ve ruh sağlığı

Medya ve ruh sağlığı


Dr. Warwick Üniversitesi (İngiltere) öğretim üyelerinden Talip Küçükcan'ın, Türk basınında yayınlanan aynı başlıklı makalesinden:

"Şiddet sahneleri ihtiva eden(bulunduran) Video Filmleri ve Çocukların Korunması adını taşıyan raporun, çocuk davranışlarının müteessir olması(etkilenmesi) ile alâkalı en mühim tesbitleri şunlar:

1. Çocuk, seyrettiği cinayet, yaralama, tecâvüz ve soygun gibi şiddet sahnelerinin gerçek hayatta da bir çeşit eğlence olduğuna inanmaya başlar.

2. Çocuk, seyrettiği sahnelerden o güne kadar yaşamadığı ve tecrübe etmediği tahrîf edilmiş duygu imajını almaya başlar. Bilhassa "cinsellik" ve şiddet unsurlarının bir arada bulunduğu sahneler, bu açıdan son derece zararlıdır.

3. Filmlerdeki şiddet ve vahşet kurbanları ise, çocuklar tarafından sadece acınması gereken zavallılar olarak düşünülür.

"Çağdaş" ülkelerde medya, yayın politikasını meydana getirirken, içinde yaşadığı cemiyetin sesine kulak verir; onun kabullendiği ahlâkî, dînî ve kültürel değerleri göz önünde bulundurur.

Ülkemizde yayın yapan tv kanalları ile karşılaştırıldığında, İngiliz tv kanallarının son derece masum ve de muhafazakâr kaldığını; Türkiye'de bazı mefhumların(kavramların) karıştırıldığı, daha doğrusu sanat, çağdaşlık, yenilik ve pornografi gibi mefhumların çarpıtıldığını görüyoruz.

Bütün dünyadaki ahlâkî ve mânevi değerlerin tekrar canlanmaya başladığı bir dönemde, Türk medyasının bu değerlerden uzaklaşmasını îzah etmek mümkün değil, ingiltere'de Hıristiyanlar'ın pazar âyinini saatlerce televizyonlardan canlı olarak seyretmek mümkün. Amerika'da ise, artık birçok dînî tv kanalını yirmi dört saat seyretme imkânı var..."

Bu durumda, hemen her alanda kriteri Batı olanlara da, şapkalarını önlerine alıp yeni baştan bir değerlendirme yapmak düşüyor herhalde...

Başka ne diyelim? Zira her şey ortada!

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar