2010-12-19

Peygamber Efendimiz Önde Yürürken...

Peygamber Efendimiz Önde Yürürken...


Dünyâ târihinde ordusuyla Sînâ Çölü'nü iki hükümdar geçmişti: Birisi M.Ö 525 senesinde iran Şahı Kâmbiz, diğeri ise yine M.Ö. Makedonya Kralı İskender'dir. Bu çölde, gündüz sıcaklık 40-50 dereceye kadar çıkar, geceleri ise 0 dereceye kadar düşer.

Yavuz Sultan Selim Han, ordusuyla çölü geçmeye hazırlanıyordu. Ancak, devlet erkânından bazıları çölü geçmenin mümkün olmadığını söylemişlerse de, Sultan bunları dinlememiş ve yoluna devam etmiştir. Hattâ geri dönmekte ısrar eden Hüseyin Paşa'nın çadırını başına yıktırmıştır.

Ordu 2 Ocakta Kurban Bayramı'nın birinci günü Gazze'ye vardı. Burada 9 Ocak 1517 gününe kadar kalındı. Yavuz Sultan Selim Han, bütün orduyu teftişten geçirdi. Uzun bir süre devam edecek çöl geçişi için her şey düşünülmüş ve hiç eksik bırakılmamıştı. Hz. Allah'ın (c.c.) bir lütfü olarak senelerden beri yağmur yüzü görmeyen bu çöle yağmur yağmaya başlamış, hattâ bazı yerlere kar düştüğü de görülmüştü. Bu suretle Tih Sahrâsı'nın dayanılmaz sıcaklığı yok olmuş, her taraf bahar serinliği içinde iken ordu yoluna devam etmişti.

Bütün kuvvetleriyle Gazze'de toplanan Osmanlı ordusu eksikliklerini tamamladıktan sonra Sînâ Çölü'nü (Tih Sahrası) aşmak üzere 9 Ocak 1517 günü yürüyüşe geçti, geniş ve kumlu sahaya girdi.

Osmanlı ordusu, Sînâ Çölü'nde, kızgın kumlar üzerinden ilerliyordu. Bir ara Yavuz Sultan Selim Han atından indi ve yaya olarak yürümeye başladı. Bunu gören devlet erkânı ve süvârî birlikleri de atlarından inerek yaya yürümeye başladılar. Sultanın yürümesinin mânâsını anlamamışlardı. Herkes bunun sebebini merak ediyordu. Bir ara bunu öğrenmek isteyen Hasan Can, Sultan Selim Han'a yaklaşarak:

- "Hayırdır inşâallâh Sultan'ım! Bütün ordu, devletlü Pâdişâhımız acep niçin yaya yürürler? merak eder" diye sorunca, büyük Sultan:

- "İki cihan Sultan'ı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) önümüzde yaya yürürken, biz nasıl at üzerinde olabiliriz" diye cevap verdi.

Bir müddet böyle yüründükten sonra Sultan tekrar atına bindi ve yola devam edildi. Bu suretle çöl hiçbir zâyiât vermeden geçilmiş, Nil Nehri'ne yaklaşılmıştı. 9 Ocak Cuma günü Gazze'den ayrıldıktan 13 gün sonra Sâlihiye'ye gelindi. Sâlihiye, Nil Nehri kıyısında meskûn bir yerdi. Çekilen zahmetler unutulmuş, Nil vâdîsinin serinliği vücutlara tazelik vermeye başlamıştı.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar