2010-12-19

Sakın adaleti elinden bırakma

Sakın adaleti elinden bırakma



Sultan İkinci Murad Han, oğlu Şehzade Mehmed'in yetişmesi için elinden gelen bütün gayretleri sarf etmişti. Yanında bulunduğu sıralarda Şehzâde'ye birçok nasihatlerde bulunmuştu. Bu nasihatlerinin birinde oğluna şunları vasiyet etmişti:

- Ey oğul! Şunu iyice bilmelisin: Herhangi bir şeyin, devamlı olarak kaba kuvvet, kılıç, kahramanlık ve ezici güç sayesinde meydana gelmesiyle; akıl, tedbir, sabır, ileri görüşlülük, imtihan ve uzun tecrübeler neticesinde, meydana gelmesi arasında büyük farklılıklar vardır.

Birinci yol, her zaman geçerli olmadığı gibi, zararları da çoktur. Oğlum! Bir an bile olsa, sakın adaleti elinden bırakma. Çünkü Allah (c.c.) âdildir. Bir bakıma, sen O'nun yeryüzündeki temsilcisisin. O, sana, kendi arzusuyla bazı üstünlükler vermiş ve seni kullarının idaresine geçirmiştir. Eğer bütün bu nasihatlerimi tutarsan, Allah'ın emir ve arzusuyla bu dünyâdan ayrıldığın zaman şüphesiz cennete lâyık bir insan olursun. Şunu da iyice bilmeni isterim:

Bu dünyâda üç çeşit insan vardır:
Biri; akıl ve fikirleri yerinde, geleceği az-çok gören ve düşünendir.
İkincisi: Yolların doğru olup olmadığını bilmekten uzak olan kimselerdir.
Üçüncüsü: Ne kendileri bir şeyden haberdârdır ve ne de yapılan ikâzlara, nasihatlere kulak asarlar.

Ey oğul! Yüce Allah (c.c.) eğer seni ilk sırada saydığım kişiler arasında yaratmışsa sevinirim. İlkinden değil de İkinciler gibiysen, sana yapılan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakın üçüncü kısma dâhil olmayasın. Onlar Allah'a (c.c.) ve İnsanlara karşı iyi bir durumda değildirler.
Ey oğul! Pâdişâhlar, elinde terazi tutmuş kimseye benzerler. Sen pâdişâh olunca teraziyi doğru tutmanı isterim. O zaman yüce Allah (c.c.) da, senin iyiliğini arzular.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar