2010-12-19

Zulm ile âbad olan, kahr ile berbâd olur

Zulm ile âbad olan, kahr ile berbâd olur


Fâtih Sultan Mehmed Hân'ın babası Sultan II. Murad Hân devrinde, bir gün sadrâzam(Başbakan) askere mûtad(adet olan) ulufesini (Yeniçerilere ve sipahilere dağıtılan maaş) dağıttıktan sonra, padişahın huzuruna girmiş ve durumu şöyle rapor etmişti:

"Devletlû Hünkârım, asâkir-i hümâyuna(padişah askerlerine) ulufesini dağıttık. Ancak bir miktar akçe arttı. Ferman buyurursanız, ihtiyat akçesi olarak hazîne-i hâssaya koyup saklayalım..."

Sadrâzam, paranın artması haberine padişahın sevineceğini umuyordu. Fakat yanıldığını anlamakta gecikmedi. Sultan Murad Hân bu durumdan memnun olmamıştı. Zira o güne kadar ulufe dağıtıldıktan sonra geriye para kalmazdı. Şimdi kaldıysa bunun bir sebebi olmalıydı. Bu yüzden sadrâzama şu sözleri söyledi:

"Lala, her zaman ulufe dağıtırken geriye akçe kalmaz iken, bu sefer fazla gelmesinin sebebi ne ola ki? Herhal Defterdarım bize yaranmak, gözümüze girmek için halktan fazla akçe toplamış, hazînede her zamankinden fazla akçe cem' eylemiş. Padişah'a yaranmak için halka zulmeden, tebaanın malını zorla elinden alan bir Defterdar bize gerekmez..."

Bu sözlerden sonra, Sultan Murad Hân Defterdârı'nı derhal vazifeden aldı. Zira 'Zulm ile âbâd(mamur, şen) olanın, kahr ile berbad olacağı' hakikatine gönülden inanıyor, halkına elinden geldiğince adalet ile muamele etmeye çalışıyordu...

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar