2011-06-16

Kur'âniyyûn Sapık Mezhebi (Bize Kur'an Yeter diyenler)

Kur'âniyyûn Sapık Mezhebi (Bize Kur'an Yeter diyenler)


Bunlar, Ehl-i Sünnet'in "Edille-i Erbaa" (dört delil) dedikleri Kur'ân, Sünnet, icmâ ve kıyastan birincisini kabul ederler, diğerlerini dinî delil olarak kabul etmezler. Bu ise büyük bir çelişkidir. Çünkü bizzat Kur'ân'da şöyle buyurulmaktadır:

"Peygamber size neyi verirse alınız; o sizi neden men' ederse ondan uzaklaşınız." (Haşr, 7)

"Ona (Rasulullaha) itaat ederseniz, hidayete ulaşırsınız." (Nur, 54)

"Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır." (Ahzab, 21)

"Ey Peygamber) de ki: Allah'ı seviyorsanız, bana tâbi olun (uyun) ki, Allah da sizi sevsin." (Âl-i İmran, 31)

"Allah'a ve Resûlüne itaat edin." (Nur, 54)

"Allah'ın Resûlüne itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur." (Nisa, 80)

Ehl-i Sünnet müctehidleri, fukahası, alimleri şu konularda ittifak etmişlerdir.

Peygambere iman ve itaat etmek farzdır.

İslâm'ın açıklanmasında, doğru anlaşılmasında Sünnet ve sahih hâdislere baş vurmak şarttır.

Dinin ikinci ana kaynağı olarak Sünneti ve sahih hadîsleri inkar edenler sapıktır, doğru yoldan çıkmıştır, vahim bir bid'at ve dalalete düşmüştür

Ülkemizde İslâm medreseleri kapatıldıktan sonra uzun bir zulüm ve karanlık devri yaşandı. Daha sonra kurulan İlahiyat fakültelerine sızan bazı bid'atçiler, reformcular, bozuk fırkaların taraftarları, oryantalist zihniyetliler Ehl-i Sünneti sarsmak için açık veya sinsi tahribat yaptılar ve yapmaktadır.

Önceleri icmâ ve kıyası inkâr etmişler, sonra Sünnet'i de devre dışı bırakmaya çalışmışlardır.

Bazı ilahiyatçılar yalancı, aldatıcı, taqiyyeci Efganî'yi imam olarak kabul etmiş ve onun herkes ictihad yapsın tezini savunmuştur. Böylece Ümmet arasında dinî konularda kaos ve anarşi çıkmış, mezhepsizlik yayılmış, eskiden usûlde bir olan dört hak fıkıh mezhep varken, şimdi yüz binlerce özel mezhep çıkmıştır.

Kendilerine Kur'âncı diyerek Sünnet'i inkâr edenler acaba gerçekten Kur'âncı mıdır?

Onların olmadıklarını anlamak zor değildir. Çünkü onlar:

1. Bu inanç ve iddiaları ile Kur'ân'a ters düşüyorlar.

2. Onlar 1400 yıllık bu icmaya karşı geliyorlar.

3. Onlar ehl-i sünnetin cadde-i kübrasından ayrılmışlardır.

Onların hilelerine, yalanlarına, bid'atlerine kanmamak gerekir. Onlar "Bizim anlattığımız din Kur'ân dinidir, ehl-i sünnetin dini ilmihal dinidir" derken mügalata yapıyor, yalan söylüyorlar, aldatıyorlar.

Muteber, güvenilir hadîs kitabı Ebû Davud'ta şöyle bir hadîs yer almaktadır:

Peygamberimiz şöyle buyurdular: "Bana Kur'ân ve bir de onun kadar (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna yaslanmış birisi, "Size Kur'ân yeter; onda neyi helal bulursanız onu helâl kabul ediniz, onda neyi haram bulursanız onu da haram biliniz' diyecek. Şunu iyi bilin ki, Allah Resulünün haram kıldığı da Allah'ın haram kıldığı gibidir."

Sünneti ve sahih hadîsleri inkar eden sadece ehl-i sünnet dairesinden çıkmakla kalmaz, dinden de çıkar.

Mutlak müctehid derecesinde ilmi, ehliyeti, salahiyeti, liyakati olmayanların ictihada yeltenmeleri büyük vebaldir. Böyleleri hem dall, hem de mudildir.

Bugün Türkiye'de kimler Kur'âniyyûn bozuk fırkasına hizmet ediyor? Bu konuda isim vermeyeceğim. Çünkü böyle bir şey fitneye sebebiyet verir. Mü'minler bu gibi konulara firasetle baksınlar. Doğru ile yanlışı ayırt edeceklerdir.

Kur'âniyyûn taifesi Ehl-i Sünnet mezhebi bağlılarına bin türlü hakaretler yağdırmakta, onları "Mezheplerini din haline getirmekle... Mezheleri putlaştırmakla..." suçlamaktadır.

Mü'minler uyanık olsunlar, böyle tuzaklara düşmesinler.

Edille-i Erbaa (dört delil) Kur'ân, Sünnet, icmâ ve kıyas-ı fukahadır. Bunların üçünü inkar edenin ayağı kayar.

Mehmet Şevket Eygi
2009-01-03

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar