2012-04-12

Medya yalan haber dolu; Türk basını kirli oyuna alet oluyor. Suriye hakkındaki gerçek hedefler ve gerçek haberler gizleniyor

Medya yalan haber dolu; Türk basını kirli oyuna alet oluyor. Suriye hakkındaki gerçek hedefler ve gerçek haberler gizleniyor
Medya yalan haber dolu; Türk basını kirli oyuna alet oluyor.
Suriye hakkındaki gerçek hedefler ve gerçek haberler gizleniyor

Adamın adını bile değiştirip, kulağa daha antipatik, sevimsiz gelmesi için 40 yıllık Esad’a “Esed” demeye başladılar.

----

YUMUŞAK GÜÇ KULLANIMI

Suriye’ye müdahale edilmesi ve bunun ABD dışında bir ülke tarafından yapılması, şu anda ABD için Ortadoğu’yu istediği gibi şekillendirmenin en önemli adımı. Ancak bu müdahalenin önünde Asya - Pasifik Bloğu olarak adlandırabileceğimiz, Rusya - Çin - Hindistan gibi ülkeler var.

Bir de koçbaşı olarak kullanılması planlanan Türkiye kamuoyu... İkna edilmeleri gerekiyor.

Bunun için kullanılan yönteme yumuşak güç deniyor. Harvard Üniversitesi’nden Josepsh S. Nye yumuşak güç kullanımını şöyle açıklıyor:

“İstenilen bir şeyi kabul ettirmek için güç kullanmak değil, başkalarının sizin hedefinizi kabul etmelerini sağlamak” (*) Türkçesi kandırmak…

Gazetelerin 16 Mart 2012 günkü nüshalarına bakın, birçoğunda şu haberleri göreceksiniz: “Katliam olurken Esad ailesi eğleniyordu” ya da “Suriye’de sokaklar kan gölüne dönerken Esad ailesi Harry Potter izleyip alışveriş yaptı.”

Adamın adını bile değiştirip, kulağa daha antipatik, sevimsiz gelmesi için 40 yıllık Esad’a “Esed” demeye başladılar.

Hepsi, “Yahu bu ne kötü adammış” dedirtmek için. Bir gün sonraki gazetelerde (17 Mart) bu kez bir adım öteye gidiliyor: “Esad’ın e-postaları sızdırılmış. Bir kadınla ilişkisi varmış.”

Hani Kaddafi için de “Sarayındaki hemşireleri seks kölesi olarak kullanıyor” diye haber yaparlardı ya, işte onun gibi. Ya da “Saddam’ın oğullarının toplu seks partileri yaptıklarını” yaparlardı çarşaf çarşaf…

Şimdi de aynısını yapıyorlar. Suriye’de şu kadar adam öldürüldü, filanca yer şöyle bombalandı türünden hareketleri dinlerken dikkat edin, bu haberler hep aynı cümleyle başlar: “Aktivistlere göre” ya da “muhaliflere göre…”

Kim bu aktivistler? Her gün bize okutulan, beynimize çakılan haberlerin kaynakları…

Bizi böyle ikna etmeye çalışıyorlar. Bilgiyi yaratıyorlar, istedikleri şekle dönüştürüp bize enjekte ediyorlar. Türk basınının alet olduğu bir kirli oyundur bu…

“Şu anda dışarıda katliam var, bilmem kaç yüz kişiyi öldürdüler” diyerek bütün haber kanallarında gösterilen Danny Dayem’i unuttunuz mu? Birkaç gün sonra gerçek görüntüler ortaya çıkmıştı da söylediklerinin hepsinin, cep telefonuyla konuştuğu Anderson Cooper’ın, “230 kişi öldürüldü de!” şeklindeki talimatları olduğu anlaşılmıştı.

Cooper “şöyle de” diyor, Dayem de öyle diyordu.

Biz bu yalanları “vay be” diye dinlerken, bizim Dışişleri Bakanı da tehditler savuruyordu Suriye’ye…

Yarın ve yarından sonra ve daha sonra Esad’ın ne kadar kötü bir diktatör olduğunu, böyle haberlerle anlatmaya devam edecekler.

Adına “bilgi çağı” dedikleri bu yeni Ortaçağ’da basını bir savaş aracı olarak kullanmaya devam edecekler. Çünkü biz onlara inanmaya hazırız. Taa ki, ABD Suriye’yi istediği şekle dönüştürünceye ya da bir mucize eseri bu operasyondan vazgeçinceye kadar…

Gazetecilik, uluslar arası ajansların her dediğini sanki gerçekmiş gibi yansıtmak değildir.

Mehmet Yiğittürk

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Bu ay öne çıkanlar